
Muğla İli, Milas İlçesi ile Aydın İli, Söke ve Koçarlı İlçe sınırları içerisinde yer alan, Batı Menteşe Dağları’nın uzantısı olan Latmos (Beşparmak) Dağları, Bafa Gölü’nün kuzeyinde, Aşağı Büyük Menderes Havzası’nın güneyinde yer alan doğal ve kültürel bir miras alanıdır.Latmos bölgesi florası, 91 familyaya ait 296 cins, 388 tür, 79 alttür ve 29 varyete ile zengin bir bitki çeşitliliğine sahiptir. Bu zengin bitki çeşitliliği, bölge faunasında kuşlar, memeliler ve sürüngenler açısından nadir türlerin ön plana çıkmasında etkili olmuştur. Latmos bölgesinde faunistik açıdan yapılan çalışmalar sonucunda 180 kuş, 22 sürüngen 4 amfibi ve 20 memeli türünün varlığı saptanmıştır. Yüksek organizasyonlu omurgalı hayvan türleri olan bu türler, Batı Anadolu’da çok nadir noktalarda bulunabilmektedir. Özellikle memeli hayvan ve kuş türleri ekosistem bütünlüğünün en büyük göstergesi olmalarından dolayı şemsiye türler olarak adlandırılırlar. Bu türlerin varlığı Latmos bölgesini, Batı Anadolu için eşsiz bir doğal miras kategorisine sokmaktadır.

Antik dönemde deniz, günümüzde göl ve orman gibi birbirinden çok farklı ekosistemleri bünyesinde barındıran Latmos bölgesinde, floristik açıdan 16 endemik bitki türünün bulunduğu, yeni bulunan endemik türlerinde olduğu ve yapılacak çalışmalarla yeni türlerinde meydana çıkacağı görülmektedir.
Saz Kedisi (Felis chaus), Karakulak (Caracal caracal), Oklu Kirpi (Hystrix indica) gibi nesli tehlike altında olan nadir türlerin bulunduğu Latmos’ta bir zamanlar yoğun olarak görülen Anadolu Parsı (Panthera pardus tulliana)’nı yakalamak için kullanılan taş tuzaklar bulunmaktadır.
Latmos bölgesi fauna ve flora açısından Dünya ölçeğinde tehlikede olan bitki ve hayvan türlerinin bir arada yaşadığı zengin biyolojik çeşitlilik içeren evrensel değere sahip çok önemli bir doğal miras alanıdır.
Dünyada nadir görülen jeolojik oluşumların yer aldığı Latmos bölgesindeki kayalar geçmiş uygarlıklar tarafından da doğal yapısı korunarak günümüze kadar ulaşmış, Tarih Öncesi Dönem’den, , Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi olmak üzere birçok kültüre ev sahipliği yaparak doğal ve kültürel mirasımızın zenginleşmesine yol açmıştır.

Genellikle hayvan betimlemelerinin yer aldığı Batı Avrupa Buzul Çağı resimlerinden farklı olarak, 1994 yılında Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow’un keşfettiği Latmos Kaya Resimlerinin ana konusunun insan olması, kadın-erkek ilişkilerini ve aileyi tasvir etmesi, dağın her yanına dağılması, günümüzde bile yeni resimlerin bulunması, gelecekte de birçok resmin keşfedileceği düşünüldüğünde, ülkemizin kültürel mirasına kazandıracağı çok önemli katkıları olacaktır.
Bakir bir alanda bulunması nedeniyle eski kadim kültürlerin haberleşme ve askeri birlik sevkiyatı için yapıldığı düşünülen antik dönem döşeme taş yolların varlığı, Bizans Dönemi’nde yapılmış kaleler, savunma yapıları ve evlerin yanı sıra, özellikle bu bölgede inşa edilen manastırlar ve manastır kompleksi içindeki kayalara resmedilen fresklerin Bizans sanatı tarihi açısından da önemini göstermektedir.

Latmos Dağları’nda Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Dönemi’nde göçerler tarafından kullanılan çok sayıda yayla ve kışla yerleşmeleri tarihi özelliklerini korurken, günümüze yerleşik düzene geçen köyler geleneksel yaşamlarını sürdürmektedir.
Latmos’un birbiri üzerine yığılmış gibi duran karmaşık ve büyüleyici kaya ve mağara oluşumları içinde binlerce yıl önce çizilmiş kaya resimleriyle uyum oluşturan Latmos, sadece bu haliyle bile Dünyadaki ender kültürel ve doğal peyzaj alanlarından birini oluşturmaktadır.
Ülkemizdeki doğal fıstık çamlarının geniş yayılış gösterdiği Latmos’ta, zeytincilik, arıcılık, hayvancılık ve kısmen turizm yöre insanlarının en önemli geçim kaynakları arasındadır.
Dünyadaki turizm sektörlerine bakıldığında, en çok ilgi gören, doğayı ve kültürel kaynakların korunmasına hassasiyet gösteren, yerel halkın ekonomik ve sosyal gelişmesine katkı yapan ekoturizm için ülkemizdeki ender yerlerden biri durumundadır.

Latmos’un lokasyonuna bakıldığında, Kuşadası – Didim ve Bodrum gibi Türkiye’nin en önemli turizm kentlerinin arasında olması, iklimsel avantajları, doğal ve kültürel özellikleri açısından Batı Anadolu’da ekoturizm faaliyetlerinin yapılabileceği yegane yerlerden biridir.
T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 4. Bölge Müdürlüğü’nün teklifi üzerine, DKMP Genel Müdürlüğü etüt ve envanter uzmanlarınca 2025 yılı Kasım ayında Latmos’ta kapsamlı bir arazi incelemeleri ve sınır tespit çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
EKODOSD olarak bizim de fiili katkı sunduğumuz bu çalışmalar kapsamında, Latmos (Beşparmak) Dağları’nın doğal ve kültürel değerleri ile milli park statüsü açısından taşıdığı önem yerinde değerlendirilmiştir.
Bu çalışmaların ardından, Latmos’un milli park ilan edilmesi yönündeki sürecin bir an önce sonuçlandırılmasını ve bu eşsiz doğal ve kültürel miras alanının etkin bir koruma statüsüne kavuşturulmasını bekliyoruz.
Latmos (Beşparmak) Dağları barındırdığı eşsiz doğa ve kültür hazinelerinin yanı sıra, üzüntü vericidir ki, dünyada eşi görülmemiş şekilde bir doğa tahribatına sahne olmaktadır.
Korunan alan statüsü kazandırılmayan ve her geçen gün tahribatın boyutları vahşi bir şekilde artan maden ocakları durdurulamazsa, ileride korunmaya değer hiçbir şey kalmayacak ve bölge tamamen bir çöle dönüşecektir.
Maden ocaklarının yarattığı geri dönülmez tahribatlar bölgenin doğal ve kültürel peyzajını yok edecek, kendi kültürlerini devam ettirerek geleneksel yaşamlarını sürdüren, dağın olanaklarından yararlanan ve gelecekte oluşacak ekoturizm faaliyetlerden kazanımları olacak yöre insanlarının son yıllarda çektiği sıkıntılar, üzüntüler artarken, geçmişin tüm zenginlikleri kaybedilecektir.

Latmos(Beşparmak) Dağları’nın milli park statüsü ile koruma altına alınması keyfi bir karar değil, ülkemizin doğası ve kültürel varlıkları ve içinde yaşayan insanlarıyla birlikte vazgeçilmez, hayati derecede önemli bir karardır.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmüş olan bu çalışmalara, tüm bakanlıkların, yerel yönetimlerin, siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin destek vermesini ve bu kutsal dağın kurtarılmasını diliyoruz.
EKODOSD(Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği) KUŞADASI



