
Çarşamba Söyleşileri kapsamında bu haftanın konuğu, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Deniz ve Biyoçeşitlilik Uzmanı Ebru ÇELİK oldu.“MAVİ ORMANLAR VE KIYI TOPLULUKLARI İÇİN ALTERNATİF GELİR KAYNAKLARININ DÖNÜŞÜMÜ” konulu bir sunum gerçekleştirildi.WWF-Türkiye’nin yürüttüğü Mavi Ormanlar Projesi'nin; Antalya/Kaş ve Muğla/Datça ile birlikte Türkiye'deki pilot alanlarından biri olan Aydın/Kuşadası Dilek Yarımadası Milli Parkı özelinde, kıyı topluluklarının denizel ekosistemlerin korunması ve sürdürülebilir yönetimindeki rolü ele alındı.

Toplantıda, yerel paydaşların katılımıyla geliştirilen alternatif geçim kaynakları yaklaşımı değerlendirildi. Özellikle deniz çayırları başta olmak üzere mavi karbon ekosistemlerinin iklim değişikliğiyle mücadele, biyolojik çeşitliliğin korunması ve kıyı topluluklarının refahına sağladığı katkılar üzerinde duruldu; yerel deneyimler ve geleceğe dönük iş birliği fırsatları paylaşıldı.
Kuşadası'nda EKODOSD’da düzenlenen bu buluşmada, Dilek Yarımadası Milli Parkı çevresindeki kıyı toplulukları ile doğa koruma ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin birlikte ele alındığı katılımcı bir diyalog ortamı oluşturuldu. Mavi Ormanlar Projesi'nin temel yaklaşımı doğrultusunda, doğanın korunması ile yerel yaşamın güçlendirilmesini birlikte destekleyen çözümler tartışıldı.
Yapılan sunumun ardından konukların sorularını yanıtlayan Ebru ÇELİK’e, EKODOSD gönüllüsü ve Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğrencisi Elif Deniz Nur tarafından EKODOSD’un teşekkür belgesi takdim edildi.

DİĞER TARAFTAN KUŞADASI LİMANI
Bugün Kuşadası Limanı Kapasite Artışı ve Dip Tarama Projesi kapsamında, 3. İskele için gerçekleştirilen ÇED toplantısına katıldık.
Proje hakkında yapılan sunumun ardından toplantıya katılan sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve şirket temsilcileri konu hakkındaki görüşlerini dile getirdiler. Görüşlerin önemli bir bölümünde, 3. İskele projesinin Kuşadası’nı yaşanabilir bir kent olma özelliğinden uzaklaştıracağı ve çevresel ve ekolojik açıdan önemli zararlar oluşturacağı ifade edildi. Şirket temsilcileri de kendi görüşlerini sundular.
300 metre uzunluğunda ve 15 metre genişliğinde yapılması planlanan iskele için yaklaşık 51 dönümlük alanda dip taraması yapılacağı, bu çalışma sonucunda yaklaşık 113.000 metrekare tarama malzemesi çıkarılacağı ifade edildi. Ancak toplantıda, ortaya çıkacak bu malzemenin nereye ve nasıl bertaraf edileceği konusunda yeterli bir açıklama yapılamadı.
Kente getireceği diğer sorunlar bir yana, yalnızca dip tarama işleminin bile denizel ekosistem üzerinde önemli bir tahribat yaratma riski bulunmaktadır.
Çünkü dip taramasının yapılacağı alanda, Akdeniz’e özgü önemli bir deniz çayırı türü olan Posidonia oceanica yaşamaktadır. Deniz çayırları; çok sayıda deniz canlısına beslenme, üreme ve barınma alanı sağlamalarının yanı sıra, karbonu bünyelerinde ve oluşturdukları sedimentlerde uzun süre depolayarak iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynayan, son derece değerli denizel ekosistemlerdir.

Bugün dünyanın farklı bölgelerinde ve Türkiye’nin bazı kıyılarında, deniz çayırlarının zarar görmesini önlemek amacıyla teknelerin çapa atmasının önüne geçilmekte ve deniz çayırlarına zarar vermeyen ekolojik bağlama sistemleri uygulanmaktadır. Bir teknenin çapasının bile deniz çayırlarına verebileceği zarar konusunda bu kadar hassas davranılırken, yaklaşık 51 dönümlük bir alanda yapılacak dip taramasının, alandaki deniz çayırları üzerinde oluşturacağı etkinin göz ardı edilmemesi gerekir.
Üstelik sorun yalnızca dip taramasıyla sınırlı değildir. Liman inşaatı ve dip tarama faaliyetleri sırasında oluşabilecek bulanıklılık, sediment taşınımı ve sediment birikimi, suyun ışık geçirgenliğini azaltarak çevrede bulunan deniz çayırlarını da olumsuz etkileyecektir. Bu durum, deniz çayırlarının yaşam alanlarında bölgesel ve uzun süreli kayıplara yol açarak denizel biyoçeşitliliğe zarar verecektir.
Mavi Ormanlar söyleşisinde de vurgulandığı gibi, deniz çayırları yalnızca birer su altı bitkisi değildir. Bunlar; kıyıların korunmasına, denizel biyoçeşitliliğin devamına, karbonun depolanmasına ve sağlıklı deniz ekosistemlerinin sürdürülmesine katkı sağlayan doğal varlıklardır.
İklim değişikliğiyle mücadelenin ve karbon salımının azaltılmasının bu kadar önemli olduğu bir dönemde, herhangi bir maliyet ve enerji harcamadan karbonu doğal yollarla depolayan, denizel yaşam için hayati öneme sahip bu ekosistemlerin yaşam alanlarının tahrip edilmemesi gerekir.

Kuşadası’nın geleceği açısından ekonomik faaliyetler ile doğa koruma arasında bir denge kurulması zorunludur. Ancak bu denge, geri dönüşü olmayan ekolojik kayıplar yaratabilecek etkilerin göz ardı edilmesiyle sağlanamaz.
Özellikle deniz çayırları gibi hassas ve korunması gereken ekosistemlerin bulunduğu alanlarda, bilimsel veriler esas alınmalı; dip taramasının ve 3. İskele projesinin denizel ekosistem üzerindeki etkileri bütüncül olarak değerlendirilmeli, doğaya zarar verecek bu tür projelere izin verilmemelidir.
Kuşadası’nın geleceği, denizinin ve kıyılarının geleceğinden ayrı düşünülemez.
EKODOSD
(Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği)
KUŞADASI



