
Çarşamba Söyleşilerinin bu haftaki konuğu İzmir Bakırçay Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Çağrı ERYILMAZ oldu.Eryılmaz, dağcılığın son 30 yılda geçirdiği dönüşümü dağcıların gözünden anlattı. Ortalama 20 yıl deneyimi olan toplam 15 dağcı ile görüşerek hazırladığı “Dağcıların Gözünden Dağcılık: Yaygınlaşma, Gelişmeme ve Ticarileşme” başlıklı kitabından bölümler sundu.
Konuşmasında, 1990’ların üniversite öğrenci kulüpleri ve nitelikli dağcılığın yerini günümüzde 600’e yakın dağcılık kulübü ve 20.000 lisanslı sporcuya bıraktığını ve kitleselleştiğini belirtti. Dağcıların deneyimlerine dayanarak aşağıdaki değerlendirmelerde bulundu:
30 yılda dağcılık düşük gelirli öğrenci odaklı bir yapıyı aştı; beyaz yakalı, orta yaş ve üzeri, kamu ve emekli odaklı bir kitleye ulaştı. Dağcılık eğitimleri yaygınlaşırken kolaylaştı; kondisyon ve antrenmana bakmadan herkesin her dağa gidebileceği düşüncesi kabul edildi.
Binlerce lisanslı sporcu, her hafta çoğunluğu yürüyüş olan dağcılık etkinlikleri yapmaya başladı.
Ancak kışın yapılan kaya tırmanışı gibi nitelikli etkinlikler yeterince artmadı. 20.000’i aşkın lisanslı sporcunun çok küçük bir bölümü düzenli olarak kaya tırmanışı yaparken büyük çoğunluk hiking ile yetindi.

Çoğu dağcı Erciyes ve Ağrı’ya yürüyerek zirve yapmakla yetindi. Hiking, trekking, tırmanış ve dağcılık kavramları birbirine karıştı.
Teknolojik gelişmeler dağda yön bulma ve hayatta kalmayı oldukça kolaylaştırırken dağcılık becerilerini zayıflattı. Malzemelerinin ucuzlaması ve çeşitlenmesi sayesinde dağcılık tüketim toplumu içinde bir sektöre dönüştü.
Bu çerçevede dağcılık kulüplerinin bir bölümü ticarileşti ve doğada yürüyüş yapmak isteyen binlerce kentlinin outdoor etkinlik ihtiyacına cevap verdi.
Ayrıca, tur şirketleri yoluyla dağcılık, macera turizmine dönüştü ve yürüyebilen herkes, sıkıştırılmış turlar çerçevesinde çoğu dağın zirvesine ulaşmayı başardı. Kitleselleşen dağcılık neticesinde her hafta sonu binlerce kişinin akınına uğrayan dağlarda çevresel atıklar arttı. Doğada sadece ayak izini bırakacak dağcılar, ‘organik’ adı altında meyve kabukları gibi yemek artıklarını dağlarda bıraktı.

Dağ ekosistemlerine ve dağlarda yaşayan canlılara dair bilinç yeterince gelişmedi. Sonuçta dağcılık son 30 yılda kitleselleşip yaygınlaşırken kısmen ticarileşti ve yeterince gelişmedi.
Yapılan sunumdan sonra konukların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Çağrı ERYILMAZ’a, kadın dağcılardan Işıl SÖZER ve Bahar ADALIOĞLU tarafından EKODOSD’un teşekkür belgesi takdim edildi.
EKODOSD (Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği) KUŞADASI



