
Çarşamba Söyleşilerinin bu haftaki konuğu, Adnan Menderes Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oral Yağcı idi.Prof. Dr. Oral Yağcı, "Doğayla Mücadeleden Doğayla Birlikte Mühendisliğe: Akarsular, HES'ler ve Ekolojik Çözümler" başlıklı sunumunda, akarsu ekosistemlerinin işleyişi, HES'lerin çevresel etkileri, taşkınların ekolojik işlevleri, bitki-akım-sediment etkileşimleri ve doğayla uyumlu mühendislik yaklaşımlarını bilimsel veriler ve örneklerle ele aldı.

Prof. Dr. Oral Yağcı sunumunda aşağıdaki değerlendirmelerde bulundu:
Günümüzde yaşanan çevre felaketleri, giderek artan su stresi ve iklim değişikliğinin belirginleşen etkileri, insanlığın doğayla mücadele etmek yerine onun işleyişini anlaması ve doğayla iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini her zamankinden daha açık biçimde ortaya koymaktadır.
Akarsular yalnızca suyu bir noktadan diğerine taşıyan kanallar değil, canlıları, sedimentleri, besin maddelerini ve enerjiyi birbirine bağlayan, gezegenin damarları niteliğindeki çok özel doğal sistemlerdir. Buna karşın kentleşme, sanayileşme, aşırı tüketim kültürü ve yalnızca insan ihtiyaçlarını önceleyen sert mühendislik anlayışı, akarsuların beton kanallara dönüştürülmesine, taşkın yataklarının daraltılmasına, barajlarla doğal akış düzeninin değiştirilmesine ve ekolojik bağlantıların koparılmasına neden olmuştur.

Doğal sistemlerin göz ardı edilmesinin bedeli yalnızca biyolojik çeşitlilik kaybı değildir. Artan taşkın riski, kıyı erozyonu, yeraltı suyu seviyelerinin düşmesi, su kalitesinin bozulması, kurak dönem akımlarının azalması ve iklim değişikliğine karşı kırılganlığın artması da bu yaklaşımın sonuçlarıdır. Aral Gölü’nde yaşanan çevresel yıkım, suyun yalnızca tarımsal üretim amacıyla yönetilmesinin bütün bir ekosistemi, yerel ekonomiyi ve insan sağlığını nasıl tehdit edebileceğini açıkça göstermektedir. Benzer biçimde, akarsu sistemlerinde yalnızca enerji, taşkın kontrolü veya arazi kazanımı gibi tekil insan ihtiyaçlarının öne çıkarılması, içinde yaşadığımız ve aslında ortak evimiz olan ekosistemin dengesini bozmaktadır.
Oysa doğayı anlamak ve onun dengelerini bozmadan, onunla uyum içinde kendimize bir yer açmak; mühendislik açısından uzun vadede daha güvenli ve düşük maliyetli olduğu kadar, taşıdığı değerler bakımından da daha medeni bir yaklaşımdır. Taşkın yataklarının korunması, sulak alanların yeniden canlandırılması, akarsu koridorlarının doğallaştırılması ve bitki örtüsünün sisteme yeniden kazandırılması, taşkınların azaltılması, suyun doğal yollarla arıtılması, yeraltı suyunun beslenmesi, kıyıların korunması ve kentsel sıcaklıkların düşürülmesi gibi çok sayıda faydayı birlikte sağlayabilir. Seul’deki Cheonggyecheon ve Singapur’daki Kallang Nehri uygulamaları, doğa tabanlı çözümlerin ekolojik iyileşmenin yanı sıra sosyal ve ekonomik değer de üretebildiğini göstermektedir.

Geleceğin mühendisliği, doğayı zorbalıkla kontrol edilmesi gereken bir engel olarak değil, birlikte çalışılması gereken güçlü bir ortak olarak görmelidir. Gerçek sürdürülebilirlik, insan ihtiyaçları ile ekosistemin devamlılığı arasında adil, bilimsel ve uzun vadeli bir denge kurabilmekten geçmektedir.
Yapılan sunumdan sonra konukların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Oral Yağcı’ya, TRT Kuşadası muhabiri Vedat Taşer ve İnşaat Mühendisliği öğrencileri tarafından EKODOSD’un teşekkür belgesi takdim edildi.
EKODOSD (Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği) KUŞADASI



