
Selçuk’lu Mahmut Çevik, zeytin üreticiliği üzerine çalışmalar yürütürken, ailesiyle birlikte Bakü’ye yerleşerek çalışmalarını burada sürdürmektedir.Doğa sporlarına büyük ilgi duyan Çevik, oğluna doğa sevgisini aşılamak ve koruma bilinci kazandırmak amacıyla Türkiye’de olduğu gibi Azerbaycan’da da çeşitli faaliyetler yürütmektedir.

Bölgemizin doğal ve kültürel açıdan eşsiz alanlarından biri olan Latmos (Beşparmak) Dağları’na oğluyla birlikte birçok kez giden Çevik, burada yürüyüşler, koşular yapmış; dağın olağanüstü peyzajına hayran kalarak bu değerleri oğluna da tanıtmaya çalışmıştır.

Azerbaycan’da ise, başkent Bakü yakınlarında bulunan ve devlet tarafından koruma altına alınmış, aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Gobustan Milli Parkı’nı ziyaret etmişlerdir.
Dünyanın en önemli kaya sanatı açık hava müzelerinden biri olarak kabul edilen Gobustan’da; insan figürleri, av sahneleri, ritüel danslar, denizcilik tasvirleri ve gök cisimlerine dair betimlemeler içeren kaya resimlerini birlikte incelemişler.

Çevik, Gobustan’ın özel bir koruma statüsüne sahip olduğunu, dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çektiğini ve Azerbaycan turizmine önemli katkı sağladığını ifade etmektedir. Ayrıca, alanın korunması için ziyaretçilere yönelik sıkı kurallar uygulandığını ve bu sayede mirasın gelecek nesillere aktarılmasının güvence altına alındığını vurgulamaktadır.
Gobustan ile birçok benzerlik taşıyan Latmos Dağları’nın ise; tarihi, doğal peyzajı, florası, yaban hayatı, eşsiz kaya resimleri ve binlerce yıllık kültürüyle korunmakta neden yetersiz kaldığını sorgulayan Çevik, bu alanda halen maden faaliyetlerinin sürdürülmesini anlamakta zorlandığını dile getirmektedir.

Oğluna hem Azerbaycan’daki hem de Türkiye’deki bu önemli alanları tanıttığını belirten Çevik, Gobustan’ın 1966 yılından bu yana sıkı koruma altında olduğunu ve bu sayede geleceğe güvenle taşındığını gözlemlediklerini ifade etmektedir. Buna karşılık, Latmos’taki maden faaliyetlerinin bölgenin geleceği açısından ciddi risk oluşturduğunu ve gerekli önlemler alınmazsa büyük tahribatların yaşanabileceğini, oğlunun büyüdüğü zaman Latmos’tan geriye ne kalacağı konusunda endişelerinin olduğunu belirtmektedir.

Mahmut Çevik’in gözlemleri, iki alan arasındaki koruma farkını açıkça ortaya koymaktadır: Gobustan iyi korunurken, Latmos için ciddi endişeler bulunmaktadır.

Biz de soruyoruz: Tarih öncesinden günümüze uzanan; antik, Bizans, Orta Çağ ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyan; farklı ekosistemleri, özgün jeolojik oluşumları, endemik bitkileri, zengin kuş çeşitliliği ve nesli tehlike altındaki memeli türlerini barındıran; geleneksel köy yaşamının sürdüğü Latmos Dağları için bütüncül koruma sağlayacak Milli Park statüsü neden hala beklemektedir?
EKODOSD – KUŞADASI



