
Bu haftaki etkinliğimizi Germencik’e bağlı Ortaklar ve çevresinde gerçekleştirdik. Rotamızın ilk durağında, Yunan ordusunun Büyük Taarruz’da aldığı yenilgi sonucunda İzmir’e kaçarken, çekildikleri bölgelerde birçok masum ve silahsız insanları öldürdükleri yerlerden biri olan Koçkuyusu’da denilen, Kanlıbahçe şehitliğini ziyaret ettik.

Sonraki durağımız, Lozan şehrinde imzalanan nüfus mübadele antlaşması ile Selanik ve Grevena’da bulunan Türklerin yerleşmiş olduğu Mursallı oldu.
Mursallı’da bulunan, son depremlerle duvarları iyice çatlayan ve bugüne kadar bir iyileştirme çalışması yapılamayan, kelime anlamı “Başmelek” olan Taxiarchis kilisesini inceledik.

Mursallı’dan sonra hem bir yürüyüş yapmak hem de Aydın’ın en önemli antik kentlerinden biri olan Magnesia’ya ziyaret için geldik.
Gümüşdağ eteğinde; Menderes nehrinin kolu olan Gümüşçay’ın kenarında kurulan Magnesia’yı rehberimiz Hakan Bahçecioğlu’nun eşliğinde dolaştık.
Öncelikle Dünyanın en iyi korunmuş stadionlarından biri olarak bilinen 30.000 kişinin gösterileri izlediği harika bir yapıyı inceledik. Stadionun batısında yer alan bir tepede bulunan Theatron’ndan, Magnesia’yı kuşbakışı izledik.

Magnesia’da yeni kazılan alanları, ısıtma donanımlı yapıları ve Beylikler Dönemi’ne ait Çerkez Musa Camiini de gezdik.
Antik kentlerin kaderini değiştiren menderes alüvyonlarının metrelerce altında bulunan eserlerin meydana çıkarılışını yerinde gördük. Toprak altındaki yapıların adeta yeni imal edilmiş gibi pürüzsüz hallerini inceledik. Geçtiğimiz yıllarda Magnesia’da yapılan kazılarda çok iyi korunmuş 6 heykel çıkmış ve Aydın Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başlamış ve biz de ziyaret ederek bu eserleri incelemiştik. Daha birçok heykelin çıkmasının beklendiğini öğrendik.

Aydın’ın sahip olduğu harika bir antik kentin çevresinin doğal yapısının günümüzde tamamen değişmeye başladığını gördük. Magnesia’nın gölgesi altında yanıbaşında büyük bir organize sanayi bölgesinin kurulduğunu, etrafında buharları tüten jeotermal enerji santrallerinin açıldığını, yeşil ormanlarının taş ocaklarıyla tahrip edildiğini üzülerek izledik.

Buradaki doğal yapıyı değiştiren, büyük çevre sorunları yaratan faaliyetler yerine, Magnesia’ya uyumlu, çevredeki yerel halkın sosyal ve ekonomik gelişmesine katkı yapacak tarım ve turizmin geliştirilmesi daha doğru olurdu diye düşündük.
800 yaşındaki anıt bir Çınar ağacının bir köyü nasıl değiştirdiğini yerinde görmek için Selatin köyüne gittik. Anıt ağacın etrafında yerel halkın oluşturduğu köy pazarında kendi ürettikleri ürünlerinden satın aldık, yaptıkları yiyeceklerden tadarak köylülere katkı yaptık.

Etkinliğimizin son durağında, Tahtacı Mezarlığı’nı ziyaret ettik. Uzun yıllardır kullanılmayan mezarlığın ve içinde iki de türbesi bulunan mezarlarının oluşan bitki örtüsünün altında kaldığı, birçok mezarın ve türbelerin yıkılmaya yüz tuttuğu, yetkililerin de belki de unuttuğu mezarlıkta, çok değişik mezar taşlarının olduğunu gördük. Bakımsızlık içinde kaybolmaya yüz tutan mezarlığın iyileştirilmesine yönelik bir çalışma yapılması için ilgili kurumlara başvuracağız.
Ortaklar ve çevresinde ekoturizm faaliyeti yapmak isteyenler için antik dönemden günümüze birçok zenginliğin olduğunu gördük.
EKODOSD/KUŞADASI



