
22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla, su kaynaklarının ve temiz suyun önemine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdik.İklim değişikliğiyle birlikte artan kuraklık, kentlerde büyüyen nüfus ve sanayileşme; su kaynaklarının hem azalmasına hem de insan eliyle kirlenmesine neden olmaktadır. Bu tablo karşısında biz de henüz kirlenmemiş, doğadan çıktığı haliyle varlığını sürdüren bir su kaynağının izini sürdük.

Batı Anadolu’nun en etkileyici antik kentlerinden birinin yakınlarında, doğanın kalbinde saklı kalan temiz suya ulaştık. Yörede yaşayan çobanların ifadesine göre yaklaşık 10 yıldır akmayan, ancak son yağışlarla yeniden canlanan bir şelaleye gittik. Coşkun akışı, pırıl pırıl berraklığı ve gürül gürül sesiyle hem huzur veren hem de umut aşılayan bu su kaynağı, bizlere doğanın kendini yenileme gücünü bir kez daha gösterdi. Doğadan temiz su içebilmenin ayrıcalığını ve mutluluğunu hep birlikte yaşadık.

Bir kez daha hatırlattık ki; su sınırsız ve tükenmez bir kaynak değildir. Bilinçsiz tüketim, kirlilik ve ihmalkarlık; yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri ve tüm canlı yaşamını tehdit etmektedir. Temiz suya erişim, herkes için yaşamsal bir haktır ve korunması ortak sorumluluğumuzdur.

Etkinliğimiz kapsamında, su mühendisliğinin antik dönemden günümüze uzanan izlerini görmek için Aşkların ve Gladyatörlerin kenti olarak bilinen Stratonikeia antik kentinde incelemelerde bulunduk. Rehberimiz Ayda Su Pusar’ın aktardığı bilgiler ve rehber üyemiz Müeyyet Tiritoğlu Akdeniz’in katkılarıyla; kentin gelişmiş altyapı sistemlerini, kanalizasyon düzenini, Roma hamamlarını, su kanallarını, havuzlarını ve anıtsal çeşmelerini yakından inceledik.
Ayrıca Roma İmparatorluk dönemine ait, kentte satılan ürünler ve sunulan hizmetlere ilişkin tavan fiyatları gösteren yazıtlar da büyük ilgi uyandırdı. Antik kentin içinde restore edilerek yaşatılan taş evleri gezdik; yerel dükkanlardan alışveriş yaparak bölge ekonomisine katkıda bulunduk, kahvelerinde çaylarımızı içerek bu tarihi atmosferi deneyimledik.

Gezimizin bir diğer durağı, Tanrıça Hekate’ye adanan Lagina Kutsal Alanı oldu. Burada düzenlenen törenleri, farklı kentlerden gelen temsilcileri ve Tanrıça Hekate’nin anahtarını taşıyan bakirenin öncülüğündeki görkemli tören alayının hikayesini dinledik.
Rotamızın son durağında ise Yatağan’a bağlı, doğal plato görünümü ve sinema-dizi çekimleriyle tanınan Bozüyük (Güzelköy)’e ulaştık. Köy meydanını ve otantik evlerini gezdik, 800 yılı aşan anıt çınara hayranlıkla dokunduk. Pınarbaşı Aplangeç Mesire Alanı’nda yemeklerimizi yedikten sonra Kuşadası’na geri döndük.

Doğanın sunduğu en değerli varlıklardan biri olan suyun izinde, tarihle iç içe gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik hem farkındalık yarattı hem de bizlere sorumluluğumuzu bir kez daha hatırlattı.
EKODOSD / KUŞADASI



