
Ülkemizdeki 25 akarsu havzası içerisinde en önemli havzalardan biri Büyük Menderes Havzası’dır. Havzanın ortasından geçen Büyük Menderes Nehri, 584 kilometre boyunca kıvrılarak Ege Denizi’ne dökülmektedir. Endüstriyel, tarımsal ve evsel atıklardan kaynaklanan su kirliliği, özellikle son yıllarda bölgede yaşayan milyonlarca insanı ve havza genelindeki ekolojik değerleri ciddi biçimde tehdit etmektedir. Başta tarım ve sanayinin su ihtiyacını karşılayan Büyük Menderes Nehri, aynı zamanda havza boyunca doğal yaşamın devamlılığı açısından da yaşamsal öneme sahiptir.

Ne yazık ki Büyük Menderes Nehri, kirli atık sular için bir alıcı ortam olarak görülmesinin yanı sıra, katı atık kirliliğinin de en yoğun yaşandığı alanlardan biri haline gelmiştir. Doğayı en fazla tahrip eden ve çevre kirliliği yaratan unsurun yine insan kaynaklı olması, Büyük Menderes Nehri’nde en somut biçimde gözlenmektedir.
Son günlerde meydana gelen aşırı yağışlarla birlikte, Büyük Menderes’e dökülen tüm dere ve çaylardan sadece su değil, doğaya kontrolsüz şekilde atılan çöpler de nehre taşınmaktadır. Ağaç dalları, kütükler, çalı çırpı gibi organik materyallerin yanı sıra, özellikle plastik atıkların yoğunlukta olduğu çöpler Büyük Menderes Nehri’ne ulaşmakta; bu atıklar başta Söke ve Kovanburnu regülatörleri ile Sarıkemer’de bulunan tarihi Taşköprü’nün arkasında birikmektedir.

Açık deniz dışındaki tüm yüzeysel suların izlenmesi, su kalitesinin belirlenmesi, ötrofikasyonun tespiti ve çevresel kaliteye ilişkin olumsuzlukların ortaya konulması DSİ’nin yetki ve sorumluluğundadır. Bu kapsamda, aşırı yağışların ardından regülatörlerin zarar görmesini önlemek ve sulama kanallarına çöp geçişini engellemek amacıyla DSİ 21. Bölge Müdürlüğü tarafından iş makineleriyle temizlik çalışması yapılmıştır.
Aynı şekilde, tarihi Taşköprü’nün arkasında biriken çöplerin de kepçeyle alınması hedeflenmiş; ancak köprünün kemerlerinin büyük ölçüde tıkalı olması nedeniyle yalnızca büyük ağaç kütükleri ve çalı çırpılar kıyıya çıkarılabilmiştir. Küçük ve hafif atıklar ise suyla birlikte köprünün üzerinden geçerek denize ulaşmıştır.

Oysa DSİ 21. Bölge Müdürlüğü’nün 2016 yılında geliştirdiği ve Türkiye’de yeni sayılabilecek çok önemli bir uygulama bulunmaktadır. Bu kapsamda, üç adet yüzer bariyer sistemi Büyük Menderes üzerindeki önemli regülatörlerin önüne yerleştirilmiştir. Sulama sezonunda kapakların kapalı olduğu dönemlerde yüzer atıkların regülatör önlerindeki bariyerlerde birikmesi sağlanarak hem tesislerin zarar görmesi engellenmiş hem de atıkların denize ulaşmasının önüne geçilmiştir. İlk yıllarda oldukça başarılı olan bu uygulama, ne yazık ki son 3–4 yıldır kullanılmamakta; yüzer bariyerler işlevsiz halde kıyıda beklemektedir.

Bu yüzer bariyer sistemi yeniden devreye alınsa ve ayrıca Taşköprü’nün arkasına da bir bariyer yerleştirilse, Büyük Menderes Nehri’nin katı atık yükü büyük ölçüde azaltılabilecek, çöplerin nehir içindeki sazlıklara ve denize ulaşması engellenebilecek ve Taşköprü’nün yıkılma tehdidi ortadan kalkacaktır.
Ancak yalnızca DSİ’nin çabası yeterli değildir. Bariyerlerle toplanan atıkların kıyıya çıkarılmasının ardından, bertaraf edilmesi konusunda ilgili ve sorumlu kurumların da görevlerini yerine getirmesi gerekmektedir. Bu koordinasyon sağlanmadığı sürece sistem sürdürülebilir olamayacak ve havza boyunca gelen çöpler her yağışta yeniden denize taşınacaktır.
Bu nedenle tüm ilgili kurumları sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz. Özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün, Deniz Çöpleri İl Eylem Planlarını etkin biçimde uygulamaya koyarak Büyük Menderes Nehri’nin ve Ege Denizi’nin kirletilmesini önleyecek adımları ivedilikle atmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.
EKODOSD/KUŞADASI



