• ekokapakresim2.png

İLETİŞİM

Kurumsal Üyeler

Kurumsal Üyelerimiz

Sayaç

Today 47

Yesterday 193

Week 782

Month 3432

All 1891164

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

AYDIN VALİSİ YAVUZ SELİM KÖŞGER BALIK ÖLÜMLERİYLE İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI

Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger balık ölümleriyle ilgili basına “Geçmiş yıllarda sıcaklık 20 dereceyken, balık ölümlerinin gerçekleştiği tarihlerde sıcaklığın 33-35 derecede seyrettiği ortaya çıktı. Bu sıcaklıktan dolayı suyun da sığ olması nedeniyle oksijen yetersizliği tespit edildi. Balık ölümleri ani sıcaklık yükselmesinden ve balıkların oksijensiz kalmalarından kaynaklanıyor. Olay basına, 'Büyük Menderes Nehri'nde toplu balıklar öldü' diye yansıdı. Toplu balıkların öldüğü yer, Büyük Menderes Nehri değil, T2 ana tahliye kanalıdır.

Söke Ovası'ndan 25 kilometre açılmış olan drenaj kanalıdır. Buradaki tarımsal sulamalardan ortaya çıkan atık sular başta olmak üzere, tarımda kullanılan suların denize tahliyesini sağlayan bir kanaldır. Ülkemizdeki mevsimsel su kıtlığı sebebiyle bu tahliye kanalı sulama amaçlı kullanılıyor. Bu kanal temiz su ve Menderes'le bağlantılı bir kanal değil. Buraya Söke Belediyesi'nin atıkları ve 4 tane de fabrikanın atık suları deşarj oluyor. Balıklar, Menderes Nehri'nde ölmedi. Ölümler, bu tahliye kanalında gerçekleşti. Her şeye rağmen Büyük Menderes Nehri'nin toplu balık ölümleri yaşanacak kadar kirli olmadığı ortaya çıktı. Büyük Menderes Nehri'ni Afyonkarahisar, Uşak, Denizli ve Aydın'a kadar yol boyunca şehir atıkları ve atık suları, büyük fabrika atıkları kirletiyor. Şehrimizin sınırına geldiğinde olması gerekenden iki kat daha fazla kirlilikte geçiyor. Bizden denize dökülene kadar bir birim daha kirlenince üç kat daha kirleniyor. Menderes Nehri, çok daha reform gerektiren maddi ve manevi süreç istiyor. Yol boyunca şehirlerin arıtma tesislerinin olması gereken standarda yükseltilmesi lazım. Aynı zamanda büyük fabrikaların da bunu yapması gerekiyor. Bu maddi anlamda büyük meblağlar ve devlet aklına ihtiyaç gerektiriyor. Dolayısıyla üç vilayetin bir araya gelmesiyle de çözülebilecek bir durum değil" diye bir açıklama yapmıştır.

Sayın Valinin dediği gibi, balık ölümlerinin çoğunluğu Ana Tahliye kanalında gerçekleşti. Ana Tahliye kanalı asfalt yoldan 3 km. sonra, Büyük Menderes Nehri’ne bağlanarak,  4 km. sonra da birleşik vaziyette Ege Denizi’ne akıyor. 7 km.lik mesafede hem denizden gelen balıklar hem de tatlı sudaki balıklardan tonlarcası ölmüştür. Gerçek olan bir şey var ki, balıklar ölmese bile, görsel olarak tahliye kanalına bakıldığında suyun ne derece kirli olduğu gözlemlenebiliyor. Sayın Valinin söylediği “Büyük Menderes Nehri'ni Afyonkarahisar, Uşak, Denizli ve Aydın'a kadar yol boyunca şehir atıkları ve atık suları, büyük fabrika atıkları kirletiyor. Şehrimizin sınırına geldiğinde olması gerekenden iki kat daha fazla kirlilikte geçiyor. Bizden denize dökülene kadar bir birim daha kirlenince üç kat daha kirleniyor. Menderes Nehri, çok daha reform gerektiren maddi ve manevi süreç istiyor. Yol boyunca şehirlerin arıtma tesislerinin olması gereken standarda yükseltilmesi lazım. Aynı zamanda büyük fabrikaların da bunu yapması gerekiyor. Bu maddi anlamda büyük meblağlar ve devlet aklına ihtiyaç gerektiriyor.” Sözlerine katılıyoruz. Ancak bu sorunu hangi yetkili kurumlar çözecek?

T2 ana tahliye kanalı, Büyük Menderes Nehri’yle birleşerek önce Menderes Deltası Milli Parkı’ndan geçip, sonra da Ege Denizi’ne ulaşıyor. Türkiye’nin en önemli ve Uluslararası Sözleşmelerle korunan sulak alanlarından biri olan Büyük Menderes Deltası, 18.09.1986 gün ve 86/10991 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile taraf olunan “Akdeniz’de Özel Koruma Alanlarının Kurulmasına ait Protokol” gereği, özel koruma alanı olarak ayrılmış ve 2873 Sayılı Milli Parklar Kanunu ile de korunan alan niteliğindedir. Taraf olduğumuz Barselona Sözleşmesi’yle de mutlak korunması ve kirletilmemesi gerekmektedir.

Büyük Menderes Havzası ve Ege Denizi membadan başlayarak, mansaba kadar uzanan yüksek boyutta bir kirlilik tehdidiyle karşı karşıyadır. Kirlilik göstergesi sadece balık ölümleri değildir. İnsan sağlığı, nehir ekosistemi, Büyük Menderes Deltası’nın biyolojik çeşitliliği ve deniz ekosistemi tehlike altındadır. Yerel balıkçılara sorulduğunda son 30 yılda hangi türlerin kaybedildiği açıkça ortadadır. Son 30 yılda suyu içilebilen bir nehirden bugünlere gelindiği bir gerçektir.

 

1-    Havza boyunca Menderesin kirletilmiş sularıyla yapılan tarımda üretilen ürünlerin insan sağlığına etkileri,

2-    Havza boyunca Menderesin kirli atık sularının biyolojik çeşitliliğe (flora-fauna)  etki eden zararları,

3-    Menderese atılan hayvan leşlerinin saçtığı mikropların canlılar üzerindeki etkileri,

4-    Deniz ekosistemindeki kaybedilen türler,

5-    Menderesin kirli atık sularının Uluslararası Sözleşmelerle korunan Büyük Menderes Deltası’na verdiği zararlar,

6-    Menderesin kirli sularının Bafa Gölü Tabiat Parkı’nın ekolojisine, ekonomisine (balıkçılık-turizm) sosyal hayatına verdiği zararlar son 30 yıldır bilindiği halde, neden önlem alınamıyor.

 

Büyük Menderes Nehri’nin tüm bu sorunlarını kim çözecek?