• ekokapakresim2.png

BODRUM BİTEZ ETKİNLİĞİ

 

Bodrum’un ünlü türkülerinden Çökertme’de adı geçen  “Burası da Aspat değil Halilim, Aman Bitez Yalısı”denilen, son yıllarda Bodrum Yarımadasının en gözde yerlerinden biri haline gelen Bitez’e geldik. Halil Efeyle, Çakırgözlü Gülsüm’ün hikayesini birbirlerine sarılan heykellerinin önünde dinledik.

Bitez’den başlayan yürüyüşümüz Akvaryum olarak da bilinen Adaboğazı’na doğru gerçekleşti. Herkes buraların nasıl betondan kurtulduğunu merak ederek, berrak denizin kıyısında yürümenin mutluluğunu yaşadı. Bodrum’un yanı başında doğal olarak kalabilmiş, Akdeniz Bitki Örtüsü’yle dolu parkurda, kuş seslerini dinleyerek yürüdük. Makiliklerin arasından her çıktığımızda Bitez Yarımadasının güzel koyları karşıladı bizleri.

Bodrum’un birçok alanında görülen, kireçle beyaza boyanmış, Kanuni’nin Rodos seferi sırasında ordunun su ihtiyacını karşılamak için yapıldığı söylenen kümbet sarnıçlarından birini Adaboğazı’nda inceledik.

Her koya sıra sıra dizili tekneleri izleyerek yürüyüşümüze devam ettik. Yaklaşık 30 dereceye varan sıcaklıkta serinlemenin yolunu Adaboğazı’nın temiz sularında bulduk. Hazırlıklı gelenler kendini denize attı, mayolarını getirmeyenler ayaklarını serinletti. Bizleri üzen ve ne yazık ki tüm sahil kentlerinin en önemli sorunlarından birini oluşturan çöpler, böylesine doğal bir alanda bile karşımıza çıktı.

Büyük çoğunluğu denize atılarak dalgalarla buralara ulaşan, rüzgarla birlikte doğanın içlerine kadar giren çöplerin içinde, denizden ekmeğini yiyen insanların bıraktıkları malzemeler ve deniz ekosistemini etkileyen hayalet ağlar gibi pek çok çöp ne yazık ki tüm kıyılarda doluydu. Naylon poşetlerin özellikle deniz kaplumbağalarının hayatlarını nasıl tehlikeye soktuğunu anlatarak, Bodrum’lu çevre gönüllülerinin Bitez Yarımadasında ki koyları temizleyeceklerini inanıyor, biz de bir doğa harikası olan Dilek Yarımadası kıyılarını “Let’s Clean Up Europe!” kampanyasıyla 12 Mayıs’ta temizleyeceğiz.

Akvaryum koyunun güzelliklerini arkamızda bırakarak dönüşe geçtik. Bodrum’un son kalan güzelliklerini bir daha geldiğimizde görebilmek umuduyla, binlerce konuttan oluşan manzaraları izleyerek Bitez’e döndük. Bodrum Belediyesi’nin çalıştırdığı Bitez Cafe Restoranında yemeklerimizi yedik. Dakikalarca sıra beklediğimiz meşhur Bitez dondurmalarının tadına bakarak, Bodrum’a döndük. Beyaz badanalı, begonvillerle süslü dar sokaklarından geçerek, Bodrum’un güzelliklerini keşfetmeye başladık.

Halikarnas Balıkçısı’nın hikayelerini yazdığı ünlü Bodrum’lu süngercilerin yaşamlarını geçirdiği yıllardaki Bodrum’u düşündük. Balıkçının dediği gibi “Yokuşbaşına geldiğinde Bodrum’u göreceksin, Sanma ki geldiğin gibi gideceksin, Senden öncekiler de böyleydiler, Akıllarını Bodrum’da bırakıp gittiler” sözündeki gibi, bırakan var mı bilmiyoruz ama hem yürüyüp, hem gezip, hem de yiyip içerek güzel bir gün geçirdik.