• ekokapakresim2.png

AFRODİSİAS ETKİNLİĞİ



Bu haftaki etkinliğimizi, 9 Temmuz 2017 tarihinde Polonya’nın Krakow şehrinde gerçekleştirilen UNESCO 41. Dünya Miras Komitesi toplantısında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilen ve adını, aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’den alan Afrodisias kenti ve çevresinde gerçekleştirdik. Ataeymir köyünden başlayan yürüyüşümüz, zeytinlikler arasında basit bir parkurda yapıldı.

Zeytinlikler arasında rengarenk bahar çiçeklerini izleyerek yürüdük. Yürüyüşümüzün sonunda Afrodisias antik kentine geldik. EKODOSD başkan yardımcısı profesyonel turist rehberi Yeşim CİNBAŞ tarafından Afrodisias turu yapıldı. Anadolu’da yapılmış en önemli restorasyon olduğu söylenen Tetrapylon’da rehberimiz CİNBAŞ tarafından bilgi verildi. Onarımında Avusturyalı mimarlar, Türk arkeologlar ve ustaların görev aldığı yapının görkemine herkesi hayran kaldı. Yeşil çimlerin üzerinde oturarak hikayesini dinledik. 

Tetrapylon’un hemen yanında, ömrünün yarısını Afrodisias’ın ortaya çıkarılmasını adayan, Afrodisias’ın dünya çapında üne kavuşmasında ve kazılar için özellikle ABD kaynaklı finansman temin edilmesinde de en büyük katkıyı sağlayan kişi olan Prof. Dr. Kenan ERİM’in mezarını da ziyaret ettik. Dünyanın en önemli antik yapılarından biri olarak gösterilen 30 bin izleyici kapasiteli stadyumun hikayesini yerinde dinledik. Afrodisias kentinin en önemli yapısı olan ve kentin Hıristiyanlaşmasıyla büyük bir kiliseye dönüştürülen Afrodit tapınağını ziyaret ettik. Antik devirlerde konser, dans, pantomim, güzel konuşma, şiir okuma ve müzikli gösterilerin yanı sıra, kent meclislerinin toplantı salonu olarak kullanılan odeonların en güzel örneklerinden birini Afrodisias’ta gördük.

Odeon’un köşesinde duran yunusun üzerine binen Eros’un heykelini ilgiyle izledik. Ortasında büyük bir havuzun yer aldığı, etrafı sütunlarla çevrili Tiberius Portikosu olarak anılan alanda, suyun yönetimi hakkında bilgi aldık. Suların nasıl kontrol altına alındığını, Hadrian Hamamları için yedek su deposu olarak nasıl kullanıldığını, fazla sularının verildiği kanalları inceledik. Pazar yeri aynı zamanda, popüler bir toplantı yeri olarak kullanılan Agora hakkında bilgi aldık. Afrodisias kentinin tiyatronun hemen ön tarafındaki yer alan Tetrastoon denilen yeni Pazar yerinde inceleme yaptık. Daha 1960 yıllarının başına kadar üzerinde Geyre köyünün evleri olan, tamamen toprak altında bulunan tiyatronun kazılması, 1966 yılında başlanabilmiş. Belki de çok daha iyi olmuş. Kazılar sonrası çok sayıda heykel, kabarmalar ve birçok değerli sanat eseri bulunmuş. 1979 yılında Prof. Kenan Erim tarafından, tanrıça Afrodit ve Roma İmparatorluğunun ilk imparatorları olan Julia Cladius sülalesine adanmış büyük bir tapınak kompleksi olan Sebasteion’ın görkemini hayranlıkla izledik. Antik Dönemde Roma’nın doğusunda bu kadar büyük ve özellikle kabartmalar yönünden zengin başka bir sebasteion’ın olmadığını öğrendik. Aphrodisias Müzesinde sadece Afrodisias’dan kazılarla bulunmuş eserlerin sergilendiği müzeyi gezerek rehberimiz Yeşim CİNBAŞ’tan bilgi aldık. Müzenin hemen yanında Geyre Vakfı tarafından yaptırılan ek salondaki harika eserler ve hikayelerine herkes hayran kaldı.

Afrodisias müzesini gezdikten sonra, hem müzecilik hem de sergilenen eserler açısından herkes gurur duydu. Afrodisias antik kentini ardımızda bırakarak, Karacasu’nun içinde tarihin en eski zanaatlarından birini, çömlekçiliği yerinde görmek için seramik atölyelerine gittik. Çekirdekten yetişen ustaların ağzından mesleğin sırlarını, bir yandan dinlerken bir yandan hünerli elleriyle meydana getirdiği eserleri izledik. Kızıl topraktan yarattıkları ürünleri, fırınlamalarını inceleyerek, hemen herkes kendi ihtiyacını alıp ustalara katkıda bulundu. Bu kadar yorgunluktan sonra da, Kahvederesi yaylasının meşhur Efem Kuzu Çevirme restoranında tandırın ve meşhur Karacasu pidelerinin tadına baktık.