• 2.jpg
  • annelise1.JPG
  • caretta.JPG
  • gerga.JPG
  • gezi.JPG
  • karyalikadin.jpg
  • kaya.jpg
  • kayaresim2 (2).jpg
  • leylek.JPG
  • mustafacaretta.jpg
  • pardus.jpg
  • pecelibaykus.JPG
  • sahinucur.JPG
  • sualti.jpg
  • tepeli (2).JPG
  • tullusah.JPG
  • yedilermanastir.JPG

BAFA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR

 

Doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından Türkiye’nin en önemli göllerinden biri olan Bafa Gölü’nde, hem insanlar hem de biyolojik çeşitlilik yaşam mücadelesi veriyor. Son yıllarda artan ekolojik bozulmalara bir türlü çözüm bulunamayan Bafa’da, geçtiğimiz yıllarda Mart ayında meydana gelen köpüklenmeler, bu sefer Mayıs ayında yine görülmeye başladı. Bafa’nın Serçin bölümünde kıyılarda başlayan köpürmeler ve su kalitesindeki değişimler, yeşile dönen suyun rengi, özellikle koylardaki sığ sularda kokuya neden olduğu görülmektedir.

Bafa Gölü’nün son durumuna bakıldığında, önceki yıllarda özellikle dış ortamdan gelen kirlilik, gölün tabanında bulunan azot ve fosfor yüklerinin çoğalmasıyla birlikte sıcak yaz aylarında meydana gelen alg patlamalarının, önümüzdeki aylarda görülme olasılığını artırmaktadır. Bunun nedenlerinin biri; Bafa Gölü’nün Büyük Menderes Nehri’nden suyla beslenmesini sağlayan Serçin Priz Kanalının ve su çıkışını sağlayan Sakızburnu Dalyan Kanalının tonlarca toprakla kapatılmasıdır. Normalde hiç kapatılmaması gereken bu kanallar, tarımsal sulamalar nedeniyle yaklaşık 5 ay süresince kapalı tutulmaktadır. Göle su girişi ve gölden su çıkışı yapılamamaktadır. Hatta kanallar bu yıl 1 ay daha erkene alınarak toprakla kapatılmıştır.

Gölde köpüklenmeler ve su kalitesinde gözle görülür değişimler yaşanmaya başlamıştır. Bafa Gölü’nün çevresindeki 6 köyden 283 balıkçının üye olduğu Serçin Suürünleri Kooperatifinin başkanı Abdullah ÇAMTEPE, balıkçıların bu durumdan olumsuz etkilendiğini, kanala dökülen toprağın açılarak, barajlardan verilen temiz suyun göle girmesi gerektiğini söyledi. Yıllardır balıkçılıkla geçinen bölge insanları, su girişinin kapatıldığını, göle Nisan-Mayıs ve Haziran ayında yavru balık girişlerinin engellendiğini, bu aylarda yumurta bırakacak balıkların dışarı çıkması gerektiğini, balıkların ne girebildiğini ne de çıkabildiğini ve kirlilikten dolayı pinterlerinde büyük hasarlar meydana geldiğini ve çok sıkıntı çektiklerini söylediler. Su girişi olmayınca pinterde kalan yılan balıklarının oksijensizlikten ölmeye başladığını, bu durumun balıkçılık sektörüne darbe vuracağını belirttiler. Aslında Bafa Gölü’nün anayasası olan UDGP(Uzun Devreli Gelişme Planı)’de “Tabiat Parkı’nın en önemli kaynak değerlerinden biri olan Bafa Gölü’nün, su kimyası ve su miktarının, DSİ regülatörlerinin programsız kullanılması sonucu sürekli değişmekte olduğu, bu durumun da, bugün gölde yaşanan ekolojik dengesizliğin ve balık ölümlerinin temel nedeni olduğu” yazmaktadır.

Zaten UDGP’de; Yasal dayanağını 2873 Sayılı Milli Park Kanunu’ndan alan, IV.3.3.19. Madde de; Bafa Gölü kenarında, kıyının doğal yapısını bozucu yol, duvar, tahkimat, dolgu vb. yapılamaz. Kıyılarda doğal kıyı çizgisini, iç kesimlerde ise arazinin doğal topografik yapısını değiştirecek hiçbir kazı-dolgu yapılamaz, kum ve taş ocağı kurulamaz, kum, çakıl, yosun alınamaz, gerek kıyılarda, gerekse iç kesimlerde moloz, cüruf, çöp vs. atılamaz, dökülemez” denilmektedir. Gölden ekmeğini kazanan insanların ekonomisine olumsuz etki eden ekolojik bozulmalar, aynı zamanda zengin biyolojik çeşitliliğe de zarar vermektedir.

Son günlerde ekoturizm çalışmalarıyla gündeme gelen Bafa Gölü’nün hem doğusunda hem de batısında turizm hareketlenmeleri yoğunlaşmaya başlamıştır. Turizm hareketliliği en çok yöre insanlarını sevindirmiştir. Hemen hergün, Söke-Bodrum yolundan geçen ziyaretçiler Serçin köyüne akın etmeye başlamıştır. Köyde gastronomiyle ilgili yeni işyerleri açılmış ve açılmaya devam ettiği görülmektedir. Köy kahveleri ve bakkalları eski yıllara oranla daha iyi iş yapmaya başladığını söylemektedir.

Bu durum sadece Serçin’le sınırlı değildir. Gölün Muğla kısmında bulunan diğer turizm işletmeleri için de geçerlidir. Bu işletmelerin en büyük korkusu, önceki yıllarda yaşanan ekolojik bozulmaların ve kokuların, müşteri potansiyelinin yoğun olduğu yaz aylarında tekrar yaşanmasıdır. İllerde Valiliklerin başkanlığında yapılan ve bünyesinde tüm kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, yerel su ürünleri kooperatifleri, sivil toplum örgütlerinden birer temsilcinin bulunduğu Sulak Alan Komisyonları tekrar işlevsel hale getirilmelidir. Gölle ilgili sıkıntılara, tüm kurumların birarada bulunacağı bu komisyonlarda çözüm üretilmeli, hatta yarısı Aydın’da yarısı Muğla’da bulunan Bafa Gölü için, 2 ilin sulakalan komisyonu üyeleri bir araya gelmelidir.

Kuşadası, Didim ve Bodrum gibi turizm merkezlerine çok yakın bir konumda bulunan Bafa Gölü Tabiat Parkı, sahip olduğu biyolojik (flora, fauna, ekolojik yapı), arkeolojik, jeomorfolojik, jeolojik, peyzaj ve rekreasyonel kaynak değerleri açısından korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacı ile, 08.07.1994 Tarihli Bakanlar kurulu kararı ile Tabiat Parkı ilan edilmiştir. Tabiat Parkının bütünsel olarak insanıyla, biyolojik çeşitliliğiyle, kültürel değerleriyle korunması ve korunarak kullanılmasının sağlanması, başta yetkili kurumların ve duyarlı bireylerin görevi olmalıdır.

Bafa Gölü'nde uzun yıllardır bilimsel çalışmalarını son üç yıldır hazırlanan projelerle de sürdüren Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler (EKODOSD) Bilim Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici, Bafa Gölü’nde görülen köpüklenmenin geçen yıllara göre çok daha yoğun bir şekilde görülmesinin nedenlerini:

1-Gölde meydana gelen bu tür köpüklenmelerin nedeni yıllardır Bafa Gölünde görülen biyolojik ve kimyasal kirlenme ile ilgili bilimsel önlemlerin alınmamasıdır.

2- Göle su vermekle Bafa Gölü temizlenemez. Kaldı ki bu yıl bölgede görülen kuraklık nedeniyle yapılan ölçümlerimizde gölde su seviyesi geçen yıllara göre giderek azalmaktadır. Bunun yanı sıra kuraklık nedeniyle çiftçilerin suya olan ihtiyaçları nedeniyle Bafa Gölü besleyen su kaynaklarının önü geçen yıllara nazaran çok daha önce toprak setdelerle kapatılmış, suların göle ulaşımı engellenmiş ve gölde biyokimyasal reaksiyonlar hızlanmıştır.

3-Gölde görülen hemen her bölgesinde farklı  yoğunluk ve ekolojik değişimlere yol açan köpüklenmenin nedeni, kirlilik nedeniyle gölün azot ve fosfor seviyesinin geçen yıllara göre aşırı artışı, sudaki organik maddeleri hızla tüketen ufacık mikroorganizmaların çok fazla çoğalması olarak adlandırılan alg patlaması ve sudaki kimyasal kirlilikle birlikte gölde  su hareketlerinin ( giriş çıkışının- sirkülasyonunun- su olan ihtiyaç nedeniyle) engellenmesinden de kaynaklanmaktadır.

4-Bafa Gölü havzasında gerek tarımsal, gerekse endüstriyel kirlilik kaynaklarının oluşturduğu sedimentin, göl dibinde giderek artmasının neden olduğu kirlilik, göl su tabanında ve yüzeyinde tabakalaşmaya neden olmaktadır. Artan kokunun yanı sıra artan alg çoğalması sonucunda oluşan bakteriyel ortam, Bafa Gölünden yararlanan insanların sağlığının yanı sıra havzada yaşayan çok çeşitli su kuşları, balıklar, memeli ve çok sayıda canlı türünü barındıran göl ve çevresi istenmeyen sonuçlara neden olabilecektir. Göl içerisinde ve çevresindeki canlı tür sayı ve çeşitliliği giderek azalmaktadır.

5-Resmi makamların bu son on yıldır gölle ilgili aldığı önlemler ve havza düzenlemesindeki oldukça yavaş olan düzenlemeler çok yetersizdir. Bafa Gölü’nün sorunlarının çözülmesi ve korunarak kullanılmasıyla ilgili çözümler bellidir ve acil olarak yerine getirilmelidir. Çünkü Bafa Gölü ve çevresinin sorunları her geçen artmakta ve zorlaşmaktadır. “şeklinde açıkladı.